Özel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Haziran 2016 Pazar

"Türk Çizgi Romanının Değişen Yüzü" Söyleşisinden Kareler

"Türk Çizgi Romanının Değişen Yüzü" konulu söyleşiyle Fantazya Akademisi'nin konuğu oldum. Güzel insanlarla, güzel bir akşamdı.




6 Kasım 2013 Çarşamba

"Kick Ass 2 Afiş Tasarım Yarışması" Ödüle Layık Bulunanlar Belirlendi

İşte Gerekli Şeyler-ÇROP işbirliğiyle düzenlenen Kick Ass 2 Afiş Tasarım Yarışmasının kazananları ve ön elemeyi geçerek yarışmaya hak kazanan tasarımlar


Not - ÇROP Blog hackerlar tarafından eklenen zararlı içerikli eklentiler yüzünden facebookta görünmüyor. Bu nedenle ikincil bir link vermek durumunda kalıyoruz kusura bakmayın:

30 Nisan 2012 Pazartesi

Scognomillo Doğum Günü ve FABİSAD Partisi

Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği (FABİSAD), 28 Nisan 2012, Cumartesi günü muhteşem bir partiyle kuruluşunu ve fantastik dünyamızın en büyük araştırmacısı olan büyük usta Giovanni Sconomillo'nun 83. yaşını kutladı.


Giovanni Scognomillo ustayla yan yana olmak... Ustam Allah seni başımızdan eksik etmesin, ömrün bol olsun!


28 Nisan 2012 Cumartesi

Almanya'daki Evimi ve Okulumu Buldum :)

Okulumu ve evimi buldum :O)

Solda görünen kırmızılı bina 1981-83 yılları arasında Almanya'nın Krefeld şehrinde yaşadığımız bina, sağdaki bina da Die Brüder Grimm (Grimm Kardeşler) ilkokulu ve evet :) benim okulum. 


Bu bahçede oynadım, o kaydıraktan kaydım, ilk kez cinsellik dersine girdim, ilk kez bu okulda bir tiyatroda görev aldım, ilk kez sağdaki çocukların hizasında binaya yakın bir yerde burnuma kafa yedim burnum kanadı... Bin yıl geçmişten bir kare ve onlarca anı :)

Bir de sabah okula gider, derse girer, öğlen olunca okulla bizim evin bahçesini ayıran tellerden "anne" diye bağırır ekmek arası rafadan yumurta beklerdim. Annem de 4. kattan iner yemeğimi verirdi. Veya unuttuğum eşyaları getirirdi kadıncağız. Hava bir gıdım sıcaksa hemen bahçeye çıkıp üstsüz güneşlenen alman komşu kadına da söylenirdi rastlayınca bol bol. :)))))))

20 Haziran 2011 Pazartesi

Daktilosal bir anı

Daktiloyla yazı yazmayı oldum olası sevmemiştim. Hiç! Sevgili arkadaşım Gökcen Eroğlu Face'den aşağıdaki anısını paylaşınca o günlerim geldi aklıma: "fotoğrafını görünce, maviş'te (çay ocağı) söylene söylene daktiloyla oyun yazmaya çalışman geldi aklıma, annen eve misafir çağırmış da "biz konuşcaz" diye seni göndermiş evden....hey gidi, daktilo mu kaldı, sevgiler :)"



24 Mayıs 2011 Salı

39...

"Mutlu yıllar bana!" :) 39... Bundan ötesi yok! Hande Dilek Akçam'dan sürpriz çizim :O) Saol arkadaşım.

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Bebeğim ve Biz Dergisindeki Baba-Oğul Fotoğraflarımız

Bebeğim ve Biz dergisinde yazılarımı süsleyen fotoğraflardan ikisini paylaşmak istedim. Fotoğrafları bana ulaştıran editörüm Sevil Taner'e ve yazı işlerinden Başak Doğru'ya teşekkür ederim.

" Oku oğlum, çizgi roman oku!"

"Çirkinsin işte canım oğlum, çok çirkin"

6 Şubat 2011 Pazar

1001 Roman - Prestij yay. İmza Günündeydim

1001 Roman yayınları ve Prestij Yayınları imza gününde Ersin Burak, Sinan Gürdağcık ve Talat Güreli'ye eserlerini imzalattım. Hızır bey 2, Mırnav ve Volto Nascoto 2 çizgi romanlarının yeni sayılarını alabildim bu sayede. Ersin Burak'ın Volto Nascoto'daki çizimlerine de bayıldım. Ayrıca özel olarak hazırladığı kartpostalları edinmek de keyifli oldu.

Milliyet çocuk okuma yaşımdayken en sevdiğim kahraman Mırnav'dı. Yıllar sonra yazarı-çizeri usta kalem Sinan Gürdağcık'la tanışmak varmış hayatta. Yahu bu kadar mı sevinir insan... Çok sevindim.
Talat Güreli formundaydı yine. Hem eserlerini imzaladı hem de bizleri gülmekten kırdı geçirdi. Ellerin dert görmesin usta.
Günü organize eden Fuat Aktüre ile İlhan Yılmaz'ı tebrik etmek isterim. Yolları açık olsun. Zor iş yayınevcilik oynamak... Hem de çizgi roman yayıncılığı. Fatih Okta gibi bir ustanın da görüldüğü üstteki fotoğrafta karikatürist Yaşar Fırat ile ÇROP, Çizgili Forum ve Altın Madalyon üyeleri de hazır bulundu.

19 Kasım 2010 Cuma

İlk Oyunculuk Deneyimim

Sene 1989'du galiba. İskenderun Belediye Tiyatrosu kurulmaya çalışılıyor ve ilk oyun olarak da Ahmet Önel'in "Becerikli Kanguru"su seçiliyor. Çiçeği burnunda oyuncu adayıyım. Oyunda bana düşen rol "Baykuş" rolü. Elinde ajandasıyla ağaçtaki kovuğundan konuşan bilge Baykuş...
Bilge... Daha çok zıpırdım aslında. Yaş 17...! Sahneye giren arkadaşlarıma ajnda arkasına saklanmış elimle "hareket çeker" dikkatlerini dağıtırdım ilk oyunlarda... :)

Nursel, Faruk, Bülent, Nazım, Selahattin ve... aşık olduğum Semra hatırladığım arkadaşlar o yıllardan...

Bu fotoğrafı gönderen de Nursel Şenda Boyar zaten. Okul arkadaşım, tiyatro arkadaşım Nursel. Tavşan arkadaşım Nursel :O)

18 Mart 2009 Çarşamba

Karakalem Kumpanya İstanbul'daydım

Adını "Kırkaltı Karakalem" olarak değiştiren Karakalem dergisi Ankara'dan başladığı Kumpanyasını İstanbul'da sürdürdü. 14 Mart 2009 Cumartesi gerçekleşen etkinlik hayli yoğun bir programa sahipti.

Derginin ilk sayısının 55-56 sayfalarında "Gwynplane Gülen Adam'dan Joker'e" başlıklı inceleme yazım yayınlandığından mı dergiyi sevdiğimden mi bilinmez ben de kısa bir ziyarette bulundum.
Kumpanya'da Rıdvan Şoray canlı performans gerçekleştirerek düz duvarda resim yaptı. Ben çizdiklerinden mi sıkıldım ne uykum geldi.

Rıdvan da pek intikamcı canım. "Sen misin uyuyan?" deyüp arkamı döner dönmez beni çizdi... Ya da gürültü, gece, kapalı mekan beyni döndü garibimin. Beni :) beyaz kağıt sandı.

Neyse ki Karakalem dergisi editörü Altay Öktem araya girdi de hepten çizilmekten kutuldum.

21 Şubat 2009 Cumartesi

Adam gibi şeyler!

Yıl 1993 başlangıcı ve almanya'dan yeni gelmişim. Çizgiye merakım artmış ve babam "paranı adam gibi şeylere harca" diyerek beni engellemeye çalışıyor ama "adam gibi şeyin ne olduğunu da söylemiyor" falan...

Mizah dergilerinin tümü hariç özellikle Conan alıyorum o zamanlar ve beni bu illete alıştıran babamdan saklamam gerekiyor. Herife kim "çr zararlıdır" dedi aklını bulandırdı bilmem hala. Düşünsenize, daha 3 yaşındayken elime çizgi roman veren kişi babamdı. Erkenden okuma-yazma öğrenmemi sağlayan da bu dergiler oldu. Yine babam sayesinde 1970’li yıllarda gösterime giren bütün Godzilla, Batman, Herkül, Western filmlerini izledim ve yıllarca (görsel hafızam iyi çok şükür) ve hatta hala hava atarak anlatabiliyorum izlememiş olanlara. Afişlerini anlatıyorum, bazı sahneleri anlatıyorum, salonları anlatıyorum… Yani beni bu yola iten kişi babam.

Ama galiba biliyorum çizgi romana tepki göstermesinin nedenini. Emin olmamakla birlikte olay şuydu:

Konuşma yeteneğim maşallah hep iyiydi, lisan öğrenmede de oldukça başarılıydım ama geliştirmiyordum. Bir gün Alman öğretmenim Babamı çağırıp almancamı ilerletmem için edebiyata yönelmem gerektiğini önermişti. Ve galiba hoşlandığım alanlarda kitaplar almasını söylemişti. İşte o günün ertesinde babam bana bir “western” roman almıştı. Hiç unutmam. İlkokul’u bitirmemiş bir adamın, babamın, şimdilerde üniversiteyi bitirmiş adamlara beş çekecek bu duyarlılığı hala örnek aldığım bir davranıştır. Roman mı? Hiç okumadım. Western ilgimi çekmedi. Keşke bilimkurguyu deneseydi.
Neyse, çizgi roman okuyorum, babam karşı bu olaya, ben alıyor saklıyorum, fakat ev küçücük, babam elini uzatıyor Conan geliyor eline. Önce söyleniyor: “Yırtacağım, atacağım, küfür, söz dinlemiyor, terbiyesiz….”. Sonra oturuyor bir köşeye başlıyor okumaya. Allahım o ne keyifli bir surat öyle? Tabii elindeki bitene kadar bu keyifli surat. Dergi bitiyor, adam gerçek dünyaya dönüyor ve başlıyor fırça "para... buna mı... ayıp... yaramaz... küfür..."...
Kısa bir sessizlik, bir süre tv izleme, başkalarıyla konuşma, iş-güç, yemek, akşam... Ve alıştığım soru babamdan nihayet geliyor:
"Ya, Ümit, bunun devamı ne zaman çıkacak?"
"Gelecek ay baba!"
"Ama sen bazen haftada bir alıyorsun?"
"Onlar sokaktan topladığım eski sayılar. Param yettikçe eskileri alıyorum."
"Ha... Güzel öyküler bunlar."

sessizlik...

"Ümit..."
"Efendim baba"
"Bir daha bunlara para harcarsan kırarım bir tarafını!"
"Yok kırma baba, tamam, almam..."

SONUÇ:

Bütün Conan'ları birlikte bu ritüelle okuduk. Sonra Örümcek Adam'ları, Kull'ları, Süpermen'leri, mizah dergilerini...

2 Şubat 2009 Pazartesi

Bulmaca - Bil Öpücük Kazan!

Fotoğraftaki zarif hanımın adı Arzu Suriçi Kireççi. Her iki resimde de o var ama küçük bir farkla. Aradaki farkı bulana Barkan Sarp Kireççi'yi öpme olanağı tanınacak :)